Turizmcinin borcu 100 milyar TL : 5 Yıldızlı İFLAS

 Alanya Haber giriş: 02 Ocak 2021, Cumartesi 09:21, Güncelleme:
Turizmcinin borcu 100 milyar TL : 5 Yıldızlı İFLAS
Abone ol

Turizm sektörü, içinde bulunduğu krizde pandemiyle öldürücü darbeyi aldı. Türkiye’nin her yerinde butik otelinden 5 yıldızlısına binlerce otel satışta. Bankalarda ise ipotek karşılığı el konulan arsa, fabrika, otel gibi gayrimenkullerin sayısı sürekli artıyor. Başta Akdeniz bölgesi olmak üzere Kafe, restoran, disko, bar gibi işletmelerin büyük çoğunluğu iflas bayrağını çekerek kepenk indirdi. Yıllardır ekonomik krizle boğuşan ve pandemi sürecinde çöken turizmciler 2021'i 'son umut' olarak görüyor..

Türkiye genelinde turizm sektörü iflas etti!.. 

Turizmin amiral gemisi Akdeniz bölgesinde binlerce otel, kafe, restoran, disko internet ortamında satılığa çıkarılmış durumda.

Şu anda hizmet veren oteller ise kiralarını ve personel giderlerini dahi karşılayamıyor. Sektördeki uçuk kiralar da pandemiyle ikiye katlanan krizin tuzu biberi oluyor. Kendi geçimlerini sağlayamaz duruma gelen İşletme sahipleri kapalı olmalarına rağmen, işyeri kirası, vergiler, elektrik-su faturaları ve personel maaşları gibi ödemelerin altında eziliyor..

Pandemi etkili ekonomik krizin mezarına diri diri atılan turizmci, bu çukur içinden kurtarılmayı bekliyor. Mutasyonlu Covid-19 salgını nedeniyle avrupa ülkeleri bir bir sınırlarını kapatırken, 2021 turizm sezonunun da boş geçmesi durumunda birçok turizmcinin üzerine son toprak atılmış olacak!..

Pandemi dünyada büyük bir ekonomik yıkım yarattı. OECD’ye göre işsizlik oranı 1929’da yaşanan Büyük Buhran’dan bu yana kaydedilen en yüksek seviyede. Bu bölgede işsizlerin sayısı 54.5 milyona yükseldi.

Türkiye’de ise işsiz sayısı 10 milyonu geçmiş durumda. Gençlerde yüzde 30’lar düzeyinde. Çalışıyor gibi görünen milyonlar ise devletin verdiği günde 39 lira ile şimdilik işini koruyor görünüyor.

Cumhuriyet'ten Jale Özgentürk, iflas eden turizm sektörünün içinde bulunduğu durumu özetleyen bir haber yayımladı; İşsizliğin patlamasında en önemli sektör hizmetler. En başında da turizm geliyor. Sektörde durum vahim... Turizm sektörünün pandemi döneminde yabancı ziyaretçi kaybı yüzde 72. 2019 yılını 51.8 milyon turist ve 34.5 milyar dolarlık gelirle kapatan sektör ancak 2016’da yaşanan siyasi krizlerin getirdiği faturayı kapatıyordu. Ancak pandemiyle öldürücü yara aldı.

DEĞERİNİN ALTINDA SATILIYOR
Turizmin tüm aktörleri zorda. Oteller ise haraç mezat satışta. İstanbul’un en lüks butik otellerinden Les Ottoman, borçları karşılığı icradan Akbank’a geçti. Silivri bölgesinde İstanbul’un en büyük golf tesislerinden birini kuran Ahmet Hamoğlu’nun Klassis Otelleri ve Maxi marketleri ise Halkbank’ta.

Türkiye’de turizm sektörüne en fazla kredi veren Denizbank’ın CEO’su Hakan Ateş, kısa süre içinde 22 otelin üstelik değerinin çok altında el değiştirdiğini söyledi.

Bugünlerde gayrimenkul satışı yapılan internet sitelerine bir bakın. Türkiye’nin her yerinde 5 yıldızlısından butik oteline binlerce otel satılık. Sadece sahibinden.com’da satışa çıkarılmış otel sayısı 1700. İşletmesi sattığını duyurmak istemeyen birçok kişi ise el altından otelini satmak zorunda kalıyor..

Turizmde en önemli sorun yatırım kredilerinin ödenememesi. Sektörün 100 milyar TL’ye yakın kredi borcu var.  Birkaç yıldır süren ötelemeler, yeniden yapılandırmalarla biriken bir borç stoku bu.

Sadece küçük otel yatırımcıları değil büyük turizm grupları için de borçların çevrilmesi büyük sorun. Bir yandan bankacılık için de ipotekleri karşılığında borçlarına karşılık aldıkları gayrimenkuller sorun. 

2023’ten önce gerçek bir toparlanma beklenmeyen sektör patlamaya hazır bir bomba gibi. Sektörden gelen Kültür ve Turizm Bakanı tabii ki bunları çok yakından biliyor. Ancak alınan kararlar sorunları giderecek boyutta olmuyor.

Turizmcinin sesi çok çıkmasa da sessiz bir haykırış var... 

Konaklamadan tur operatörlüğüne yeni bir bakışa, desteğe ihtiyaç var. Türkiye’nin döviz gelirlerinde 35 milyar dolar paya sahip, 6 milyona yakın istihdam sağlayan sektör özel bir değerlendirmeyi hak etmiyor mu?

PİYASADAKİ PROPOLİSİN YÜZDE 98’İ ÇÖP
Aslı Elif Tanuğur, hayranlıkla takip ettiğim bir kadın girişimci. Doktor anne ve babanın kızı olan Tanuğur, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Gıda Yüksek Mühendisliği mezunu.

Girişimcilik hikâyesi ilk çocuğunda yaşadığı sağlık problemi ile başlıyor. Oğlunun sık sık yükselen ateşi, uzun süre antibiyotikle kontrol altına alınmaya çalışılınca damar dışına kan sızdıran bir hastalık gelişiyor. Çaresizlik içinde araştırma yaparken danıştıkları bir doktor, bağışıklık sisteminin çöktüğünü söylüyor ve arıcılık ürünlerinden propolisi öneriyor. 

Propolis arıların bitkilerin tomurcuk ve gövdelerinden topladığı reçinemsi maddeleri işlemesiyle ürettikleri bir arı ürünü. Çocuğunun sağlığına kavuşmasından sonra da Türkiye’nin ilk markalı propolisini üretiyor. 

BEE’O markası bugün 7’nci yılında. Bugün Anadolu’nun farklı bölgelerinde Tanuğur’un anlaşmalı arıcıları var. Tanuğur’un ürünleri Kanada’dan Güney Kore’ye kadar13 ülkeye ihraç ediliyor, Amerika’nın ünlü CVS eczanelerinde satılıyor.

Son günlerde korona ile ilgili bağışıklık sistemini güclendirilmesini öneren doktorlar propolisi özellikle önerince ben de Tanuğur’la konuştum. 

Dünyada sağlıklı gıda pazarının büyük bir hızla büyüdüğünü anlatıyor Tanuğur. Pandemiyle bu eğilimin arttığını söylüyor. Türkiye’nin 8.2 milyon arı kovanı, zengin flora ve çeşitliliğiyle çok önemli bir fırsata sahip olduğunu ekleyen Tanuğur, şunları anlatıyor:

- Artık sağlık ve gıda dünyada birlikte anılıyor. Küresel sağlık ekonomisi 4.2 trilyon dolarlık bir pazar.

- Yeni Zelanda’da manuka bitkisinden elde edilen bir bal çeşidi olan Manuka Balı devlet stratejisi ile destekleniyor, çok iyi fiyatlarla piyasaya sunuluyor. 

- Anadolu propolisimiz antimikrobiyal ve antioksidan özellikler açısından Manuka Balı’ndan çok daha üstün özellikler gösteriyor. Dünya markası haline gelmesi için devlet politikası gerekiyor. 

Bu arada son günlerde artan propolis talepleri nedeniyle piyasaya sahte propolislerin girdiğine de dikkat çeken Tanuğur. Tüketiciyi de uyarıyor:

“Piyasadaki ürünlerin araştırmalarına göre ürünlerin yüzde 98’inde propolis içeriğinin yanlış beyan edildiğini, yüzde 38’inin hiç propolis içermediğini ve yüzde 66’sının etiketinde içerdiği propolis miktarının belirtilmediğini görüyoruz. Tüketici propolis yerine çöp alıyor. Piyasanın denetlenmesi şart.”