Toksöz: Uçurumun kenarına taşıdığınız Türk milleti son sözü söyleme kudretine sahiptir.
Cumhuriyet Halk Partisi Alanya İlçe teşkilatının önemli isimlerinden Mustafa Toksöz, ülkenin son 20 yılda bir uçurum kenarına kadar taşındığına dikkat çekerek önemli tespitlerde bulundu. Toksöz asayiş, ekonomi ve dış politika ekseninde cumhur ittifakının adeta bir harabeye döndüğünü belirterek 'Ulus devlet istemiyoruz' diyebilen Başta ABD ve israil'in Türkiye'yi parçalama planlarının tarihin her kırılma noktasında olduğu gibi yine aziz Türk Mİlleti'nin genetik tepkisine toslayacağını ifade etti.
Türkiye'nin bekası ve bölünmez bütünlüğü üzerine oynanan oyunların, artık yurt dışından ziyade ülke sınırları içinde de aleni bir şekilde oynandığını belirten Toksöz, Yaşanan gelişmelerin Türk milletinin lehine olmadığını savunarak, 'Milletimizin genetik farkındalığı ve duyarlılığı bu oyunlara karşı devreye girdi. Türkiye Cumhuriyeti'nin şanlı tarihinde olduğu gibi, dünya tarihine de şekil veren aziz Türk milleti, her zaman son sözü söyleyebilme kudretine sahiptir.' dedi.
Aziz Türk milletim, kıymetli Alanyalılar.
Duydunuz mu? Bazılarının “kurucu önder” dediği bebek katili terörist elebaşı yeni yıl mesajı yayınlamış! Peki neler söylemiş?
Demiş ki;
“SDG ile Şam yönetimi arasında 10 Mart’ta imzalanan mutabakat çerçevesinde dile getirilen temel talep, halkların kendi kendini bir arada yönetebileceği demokratik bir siyasal modeldir.”
Bize diyor ki; özerklik modeli. Yani teröristbaşı Suriye’deki SDG/PKK için özerklik istiyor.
Biliyorsunuz, terörist elebaşısının bu düşüncesi yeni değil. Hal böyleyken, iktidar ortakları terörist elebaşından SDG’nin silah bırakması çağrısı bekliyorlardı! Muhtelif vesilelerle aylardır yazıp söylüyorum, SDG silah bırakmaz, dağılmaz, Suriye’nin yüzde 30’unu kimseyle bölüşmez.
Çünkü, etnik ayrılıkçı Kürt milliyetçiliğinin hamiliğini üstlenen emperyalizmin başat ortakları ABD ve İsrail istemez de ondan. Neden mi? Nedeni basit; bangır bangır söylüyorlar, “Ulus devlet istemiyoruz” diye. Hedefleri çok açık, Osmanlı millet modeli diye diye Lozan Andlaşması’nı ortadan kaldırıp, yerine Sevr Andlaşması’nı koyarak Türkiye’yi parçalamak.
'ÖCALAN'IN ÜLKÜ OCAKLARI ÜYELİĞİ'
Sahi, bu arada, bebek katili terörist elebaşının PKK’yı kurmadan daha önce Ülkü Ocakları’na üye olduğuna dair resmi ifade kayıtları tekrar dolaşıma sokuldu.
Neden acaba?
Kıymetli hemşehrilerim.
Bebek katili terörist elebaşısının yeni yıl mesajının gündem olduğu bir zamanda süslü sözlerle, güzel görsellerle, ortadan ifadelerle içeriksiz kutlama duyurusu yapmayı içime sindiremiyorum.
Ayrıca, Aziz Türk Milleti’nin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal buhrana değinmemeyi de doğru bulmuyorum.
Türkiye üretimdeki rekabet yarışını kaybetmiştir.
'CUMHUR İTTİFAKI İÇERİDE VE DIŞARIDA ÇÖKMÜŞTÜR'
Türkiye, Cumhur İttifakı ortaklarının yönetiminde, tarım, sanayi ve hizmet sektörünün hiç kolunda artık uluslarası rekabet üstünlüğüne sahip değildir. Türk ekonomisi tamamen tüketim malı ithalatına dayalı bir ekonomi haline dönüştürülmüştür.
Asayiş bozulmuştur.
Türkiye, suç ve suçlular açısından adeta bir cennet haline gelmiştir. Ülkemiz, yabancı çetelerin birbirleriyle sokak hakimiyeti için çatıştığı, yasadışı bahis, kumar, uyuşturucu ticaretinin olağanlaştırıldığı bir asayiş görüntüsüne bürünmüştür.
Bir başka ülkenin kırmızı bültenle aradığı azılı bir suçlunun 3. bir ülkeye giriş yaparken yakalanması nedeniyle, öncesinde Türk vatandaşlığına geçtiğinin anlaşıldığı filmlere konu olabilecek çarpıklıkta olaylar yaşanmaktadır.
'ÜLKE AÇIK CEZAEVİNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ'
Türkiye’de 2002 yılında 59.000 kişi düzeyinde olan hükümlü ve tutuklu sayısı 400.000 kişiyi aşmıştır. Çok acıdır ki, 400.000 kişi düzeyinde olan toplam hükümlü ve tutuklu sayısının 123.000’i uyuşturucu konulu suçlardan cezaevinde bulunmaktadır.
İktidar borazanı medya tarafından sürekli olarak bizi kıskandığı söylenen Almanya’nın toplam hükümlü ve tutuklu sayısı sadece 52.000 kişidir. Bu sayı dahi tek başına Türkiye’de asayişinin ne kadar bozulduğuna dair net bir göstergedir.
'AHLAKİ VE VİCDANİ EROZYON TAVAN YAPTI'
Ülkemizde büyük bir ahlaki çöküntü yaşanmaktadır. Ukrayna savaşından kurtulan kimsesiz çocukların dahi emanet edildikleri kurumlarda istismara uğradığı, kadınlarımızın yakınları ya da tanıdıkları eliyle cinayete kurban gittiği, taammüden cinayet işleyen katilin hakim huzurunda katlettiği kadının yakınlarını tehdit edebildiği bir hoyratlık düzeni ortaya çıkmıştır.
12 MİYON SIĞINMACI; ASAYİŞ SORUNU DAHA CİDDİ BOYUTLARA TAŞINACAK
Türkiye, halen resmi rakamlara göre yaklaşık 5 milyon, gayriresmi rakamlara göre yaklaşık 12 milyon geçici sığınmacıya ev sahipliği yapan bir göçmen deposu haline gelmiştir. Bu durum, yakın zamanda asayiş sorununun daha da artacağına dair bir gerekçe olarak değerlendirilmektedir.
Gelir dağılımı adaletsizliği dayanılabilir olmaktan çıkmıştır.
Gelişmiş dünya ülkelerinde toplam çalışanların %5’ini geçmeyen asgari ücretliler, Türkiye’de toplam ücretli çalışanların yarısından fazlasını oluşturmaktadır. Asgari ücret, ortalama ücret haline gelmiştir. Türkiye, çalışanlarına gelişmiş dünya ülkeleri içindeki en düşük ücreti ödemektedir.
Ülkemizin tarihinde ilk defa asgari ücret aylık açlık sınırının altında belirlenmiştir. 2017 – 2025 döneminde olağan yaşamsal gıda fiyatları 20 kat artmıştır ve bu artışın devam edeceği görülmektedir. Bu nedenle, asgari ücret ile açlık sınırı arasındaki makas gittikçe daha da açılacak, vatandaşlarımızın açlıkla imtihanı daha da zorlaşacaktır.
Türkiye, emeklilerine gelişmiş dünya ülkeleri içindeki en düşük ücreti ödemektedir. 16 milyon düzeyindeki emeklilerimizin ortalama emekli maaşı 21.000 TL olarak hesaplanmaktadır. Bu tutar, asgari ücretin 4’te 3’ü düzeyindedir. Bu ücret seviyesiyle gittikçe yaşanan nüfusun emekliliğinde fiilen yaşaması imkansızdır.
Türkiye’de çalışabilir durumdaki her 3 kişinden biri işsizdir. Gençlerimizin Ülkemize dair bir hayali kalmamıştır.
Adalet ve Hukuk artık sadece kitaplarda yer almaktadır.
Dünya hukukun üstünlüğü endeksi raporuna göre 142 ülke arasında 2015’te 80. sırada bulunan Türkiye her yıl kötüleşen düşüş eğilimi ile 38 sıra kaybederek 2025 yılı değerlendirmelerinde 118. sırada yer almıştır.
Milletvekilleri anayasa mahkemesinin açık hak ihlali kararına rağmen hapiste tutulmaktadır. Bir siyasi parti genel başkanı beraat ettiği bir suçlama dolayısıyla haksız yere aylarca hapiste tutulmuştur. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları dahi uygulanmamaktadır.
Türkiye, Uluslararası Şeffaflık Örgütü raporlarına göre yolsuzlukla mücadele açısından 180 ülke içerisinde 115. sırada yer almakta, daha vahimi 2002 yılından itibaren bu sıra sürekli olarak gerilemektedir.
Türkiye, basın özgürlüğü açısından 180 ülke arasında 158. sırada yer almaktadır.
Buna karşın, iktidar ortakları seçimle alamadıkları CHP’li belediyeleri çalışamaz hale getirmek için yargı ve idareyi büyük bir baskı aracı olarak kullanmaktadır.
Değerli hemşehrilerim, kıymetli Alanyalılar.
Türkiye’nin PIN KODU Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür, Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş medeniyet seviyesinin üzerine çıkaracak, aziz Milletime iyi gelecek olan reçete Atatürk’ün kurtuluş ve kuruluş için yazdığı reçetedir.
O zaman asli görevimiz Türk istiklal ve Cumhuriyet’ini korumaktır, geliştirmektir.
Sağlık ve huzur dileklerimle.”