İBB Davasında 17. Celse: İmamoğlu ile Savcı Arasında 'Kabadayılık' Tartışması

 Genel Haber giriş: 07 April 2026, Tuesday 13:48., Güncelleme: 3 saat önce Ortalama okuma süresi: 3 Dk
CANLI GELİŞMELER
İBB Davasında 17. Celse: İmamoğlu ile Savcı Arasında 'Kabadayılık' Tartışması
Abone ol

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 402 kişinin yargılandığı davanın 17. duruşmasında mahkeme salonunda tansiyon yükseldi. Duruşmaya, İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında yaşanan karşılıklı 'haddini bil' ve 'kabadayılık' tartışmaları damga vurdu.

Merak Edilen Sorular

Ekrem İmamoğlu, hazırlanan iddianameyi 'iftiraname' olarak nitelendirerek, metnin hukuki bir belgeden ziyade adeta bir 'siyasi terfinameye' dönüştürüldüğünü ifade etti.
Tartışma, duruşma savcısının İmamoğlu'na 'İddia makamı çöktü' şeklindeki beyanlarını sorması ve ardından 'Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz' demesi üzerine yaşandı.
Toplam 402 kişinin yargılandığı İBB davasında bugüne kadar 20 isim savunmasını gerçekleştirdi ve mahkeme heyeti tarafından 18 ismin tahliyesine karar verildi.
Sanık Emrah Yüksel, emniyet ifadesinde geçmeyen Ulaş Yılmaz isminin, savcılık makamının mail trafiğindeki etik kodları ve iletişim çadırı ile ilgili soruları üzerine ifadesine eklendiğini belirtti.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen 106’sı tutuklu 402 sanıklı İBB davasında 17. celse bugün saat 10.00 itibarıyla başladı. Bugüne kadar 20 kişinin savunma yaptığı ve 18 kişinin tahliye edildiği davada, bugünkü oturum iddia makamı ile Ekrem İmamoğlu arasında geçen sert diyaloglara ve çapraz sorgu sırasındaki dikkat çekici detaylara sahne oldu.

Mahkeme Salonunda Tansiyon Yükseldi: İmamoğlu'ndan savcıya tarihi yanıt

Duruşmanın en gergin anları saat 10.30 sularında yaşandı. Duruşma savcısı, Ekrem İmamoğlu'na bir önceki celsede kullandığı öne sürülen "İddia makamı çöktü" ve "Tek suç örgütü iddia makamıdır" şeklindeki ifadelerini sordu. Savcının bu sözleri iddia makamı olarak kabul etmediklerini belirtmesi üzerine mahkeme salonunda şu sert tartışma yaşandı:

Savcı: Başkanım, başlamadan İmamoğlu’na bir sorum vardı. Ekrem Bey, buyurun. Dün bir beyanda bulunmuşsunuz sanırım yargılama sonrası; "İddia makamı çöktü" vesaire, doğru mu? Bize öyle bir beyan olduğu için cevap verirseniz sevinirim.
Ekrem İmamoğlu: Birazdan söylerim…
Savcı: Birazdan değil, şu an soruyorum. Suç örgütüyle ilgili bir tanım yapmadan önce, iddia makamı hakkındaki beyanınıza dikkat edin. İddia makamı olarak bu tarz söylemleri kabul etmiyoruz.
Ekrem İmamoğlu: Böyle bir diyalog kurulmaz… Sayın Hâkim böyle kabadayılık…
Savcı: Kabadayılık vesaire durumu söz konusu değil. Bakın burada yargılamaya gölge düşüren, savcılık makamını baskı altına almaya çalışan beyanlardan vazgeçin.
Hâkim: Savcım şöyle yapalım, kişisel şeye girmeyelim, diyaloğa girmeyelim. Gerek yok.
Savcı: Bakın haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz savcılık makamı olarak. Haddinizi aşmayın. (Bu sözler üzerine Ekrem İmamoğlu ve avukatlar tepki gösterdi)
Avukatlar: Savcı haddini bilsin Sayın Başkanım. Sizden söz alarak konuşsun.
Hâkim: Avukat Bey, tamam. Savcım hiç gerek yok bu diyaloğa. "Had bildirmek" kelimesine tepki gösteriyorsunuz, aynı cümleyi kuruyorsunuz.
Ekrem İmamoğlu: Kime bakıyorsun yahu? Ekrem Bey değil! Hayırdır, kime bakıyorsun sen?
Savcı: Ekrem Bey, bakın şu an üslubumu bozmuyorum. Benimle 'sen' diye konuşmayın, ısrarla söylüyorum.
Ekrem İmamoğlu: Israrla mı yazdınız iddianameyi?
Hâkim: Ekrem Bey, iddianameyi yazan savcımız şu an huzurda bulunan savcı değil. Söz hakkı vermeden sanık da müdahale ediyor, siz de bağırıyorsunuz. Herkes bağırıyor şu an. Uzatmayalım.

İmamoğlu: 'İddianame Değil, İftiraname ve Siyasi Terfiname'

Gerginliğin ardından saat 11.05'te söz alan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkındaki suçlamalara yanıt verdi. Hazırlanan metni "iftiraname" olarak nitelendiren İmamoğlu, belgenin hukuki olmaktan ziyade siyasi bir boyut taşıdığını savundu. İmamoğlu savunmasında, “Bu iftiranamenin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ciddi bir siyasi boyutu da vardır. Nitekim ortaya konulan metin, bir iddianameden öte, adeta siyasi bir terfinameye dönüştürülmüştür” ifadelerini kullarak, dosyadaki iddiaların ve oluşturulan yapının sorgulanması gerektiğinin altını çizdi.

Avukat Ersöz'den Sanık Yüksel'e "Ulaş Yılmaz" Çelişkisi Sorusu

Duruşmanın saat 12.20'lik bölümünde ise Avukat Hüseyin Ersöz ile Emrah Yüksel arasında, emniyet ve savcılık ifadelerindeki tutarsızlıklar üzerine dikkat çeken bir diyalog gerçekleşti. Ersöz, Yüksel'in emniyet ifadesinde hiç geçmeyen ve kendisine fotoğrafı dahi gösterilmeyen "Ulaş Yılmaz" isminin, savcılık ifadesinde nasıl ve neden ortaya çıktığını sorguladı. İkili arasında ve Mahkeme Başkanı'nın katılımıyla şu soru-cevap trafiği yaşandı:

Hüseyin Ersöz: Emniyet ifadeniz ve savcılık ifadeniz arasında dikkat çekici bir fark var. Emniyette size birtakım fotoğraflar gösterilmiş ve içlerinde Ulaş Yılmaz yok. Emniyet ifadesinde ismi de geçmiyor ancak savcılık ifadenizde bağlantıdan kopuk bir şekilde aniden ismi beliriyor. Sayın savcılık makamı size hangi soruyu sordu da müvekkilimizin ismini ifade ettiniz?
Emrah Yüksel: Ortalarda değil sanırım başlarda savcılık ifadem zaten oradaki uygulanan etik koduyla başlıyor. Esma Hanım'ın ilettiği bir mailde Ulaş Bey’in de ismi olması sebebiyle Ulaş Bey'i sormuştur ‘İletişim çadırında mı’ diye. Esma Hanım orada bildiğimden dolayı verdiğim cevap bundan ibarettir.
Hüseyin Ersöz: Savcı Bey size, Ulaş Yılmaz'ın iletişim çadırında olduğunu söyledi ve mail trafiğinde isminin CC'de yer aldığını söyleyerek mi Ulaş Yılmaz'ın ismi ifadenize girdi?
Emrah Yüksel: Evet. Savcı Bey’in, Ulaş Bey'in ismini sormasına istinaden beyan edildiği şekilde yazılmış.
Mahkeme Başkanı: Neye istinaden sordu dedin ismini? Neyle, maille ismi mi vardı?
Emrah Yüksel: Esma Bayrak’ın, sayın savcının da gönderdiği bulunan etik kodları var ya, orada bilgide Ulaş Bey de var. Yusuf Utku Şahin de var.