Dim Çayı’nda 'Afet' Fırsatçılığı mı? Sel Sularının Ardından 'Beton' Korkusu
Alanya’nın can damarı Dim Çayı, baraj kapaklarının aniden açılmasıyla sular altında kaldı. Kapaklar açıldıktan sonra bölge esnafı ve halk lokal olarak uyarıldı. Esnaf kapalı olan işyerlerine ulaşamadan sel suları işyerine çoktan ulaşmıştı!. Ancak sular çekilmeden başlayan "modernizasyon" ve "yeni proje" söylemleri, bölge halkında ve çevrecilerde "Ayder Yaylası örneği mi tekrarlanacak?" endişesini doğurdu.
Alanya’da etkili olan sağanak yağışların ardından Dim Barajı’ndan yapılan ani ve yüksek debili su salınımı, sadece Dim Çayı yatağını değil, bölgedeki turizm işletmecilerinin geleceğini de sular altında bıraktı. İşletmelerin balçığa gömülmesi ve tahminlere göre 750 milyonu bulan hasarın ortaya çıkması bir afet olarak kayıtlara geçerken; yetkililerin hiç vakit kaybetmeden "bölgenin tamamen değişeceğini" ilan etmesi, akıllara "Afet, bir dönüşüm projesinin bahanesi mi oluyor?" sorusunu getirdi.
"Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak": Vaat mi, Tehdit mi?
Felaketin ilk gününden itibaren sahaya inen ve çalışmalarda aktif olan Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk ve AK Parti İlçe Başkanı Mehmet Şarani Tavlı’nın açıklamaları, bölge esnafı için teselli olmaktan çok, bir endişe hissi uyandırdı.
Kaymakam Öztürk’ün çözümü Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’na (BAKA) işaret ederek araması ve "geçici çözümler değil, vizyonel projeler" vurgusu yapması dikkat çekti. Ancak asıl tartışma yaratan çıkış, AK Parti İlçe Başkanı Tavlı’dan geldi. Tavlı’nın, "Bu saatten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz" diyerek, bölgenin valilik önderliğinde tamamen yeni bir sisteme geçirileceğini duyurması, yerel dinamiklerin devre dışı bırakılacağı endişesini körükledi.
Alanya'da Dim Barajı Krizi: 'Habersiz' Tahliye Faturası Ağır Oldu
Hükümetin ‘Doğa Karnesi’ Güven Vermiyor
Yetkililer her ne kadar "doğal doku korunacak", "esnaf dinlenecek" ve "bilimsel proje" kavramlarını kullansa da, AK Parti hükümetinin geçmişteki "doğa düzenlemeleri", Alanya halkının hafızasında taze birer yara gibi duruyor.
-
Ayder Yaylası Örneği: "Turizmi geliştireceğiz" denilerek girilen Ayder Yaylası’nın, TOKİ eliyle nasıl bir beton yığınına dönüştürüldüğü ortada.
-
Salda Gölü: NASA’nın "ayakkabıyla bile basılmamalı" dediği Salda Gölü’ne iş makineleriyle girilmesi hafızalardan silinmedi.
-
Kazdağları ve Ege: Maden sahaları için talan edilen Kazdağları ve yanan orman alanlarında yükselen oteller, "koruma" sözlerinin inandırıcılığını zedeliyor.
Dim Çayı için vadedilen "modern çehre"nin, bölgenin o salaş, doğayla iç içe ve samimi yapısını yok edip; yerine steril, beton ağırlıklı ve yüksek rant odaklı bir yapı getirip getirmeyeceği büyük bir soru işareti.
BAKA Ziyareti Tesadüf müydü?
Sürecin BAKA koordinasyonunda yürütülecek olması ise başka bir detayı gün yüzüne çıkardı. 2025 yılının Ekim ayında BAKA Alanya Sorumlusu Oğuzhan Ataman’ın, AK Parti İlçe Başkanı Mehmet Şarani Tavlı’yı ziyaret ettiği biliniyor. O dönemde Dim Çayı üzerine masada bir proje olup olmadığı, şimdiki "hazır proje" söylemlerinin o günlerden planlanıp planlanmadığı merak konusu.
Kamuoyu şu sorunun cevabını bekliyor: Bu sel felaketi, önceden hazırlanmış bir dönüşüm projesinin düğmesine basmak için "Allah’ın bir lütfu" olarak mı görülüyor?
"Biz Yaptık Oldu" Zihniyetine Geçit Verilmemeli
Dim Çayı’nda vatandaşın ve turistin şikayet ettiği yegâne konu "fahiş fiyatlar" iken, çözümün işletmeleri yıkıp yeniden yapmakta aranması manidar bulunuyor. Alanya’nın yerel dinamikleri, sivil toplum örgütleri ve bölge halkı; Ankara veya Antalya merkezli, masa başında çizilen ve "Ben yaptım oldu" denilerek dayatılan projelere karşı teyakkuzda.
Bölge halkı, afet yaralarının sarılmasını bekliyor; mallarına "modernizasyon" kılıfı altında el konulmasını veya bölgenin rant alanına çevrilmesini değil. Dim Çayı’nın geleceği, BAKA’nın vizyonuna değil, Alanya’nın özgün ruhuna ve doğasına emanet edilmelidir.
Alanya İçin Ne Yapılabilir?
* Şeffaflık Çağrısı: Hazırlanacak veya 'hazır' olan projenin taslakları, kapalı kapılar ardında değil, halka açık toplantılarla Alanya meydanlarında tartışılmalı.
* Alanya'nın Katılımı Sağlanmalı: Sadece "esnafın görüşünü aldık" demek yetmez; karar mekanizmasında Alanya’nın çevre dernekleri ve mimar odaları imza yetkisine sahip olmalı.