At Sepete; Dostlar bizi alışverişte görsün!

Sevgili okurlar, malumunuz ülkece hepimiz “indirim” kelimesine zaafı olan bir milletiz. Kapımıza “Süper Fırsat!” broşürü atıldı mı, içimizdeki alışveriş tutkusu uyanır, “Bir bakalım, belki ihtiyacımız vardır.” deriz. Ancak son dönemdeki “alışveriş”lerimiz, bildiğimiz AVM’lerde yaptıklarımızdan biraz daha farklı. Adeta “Dostlar, bizi alışverişte görsün!” deyimini uluslararası arenaya taşıdık.

Peki, bu sefer sepete neler attık? Gelin, fişi birlikte inceleyelim.

Öncelikle, ABD’ye uğradık. Malum, ilişkiler biraz “indirimdeki ürün gibi inişli çıkışlı”ydı. Ama ne oldu? Bir elin yağını, bir elin balını çıkarmak için kolları sıvadık. “Hani şu F-35’ler vardı, bize uymadı, iade ediyoruz. Onun yerine F-16’lardan alsak?” dedik. 'Müttefikimiz' Amerikalı dostlarımız, “Peki, ama yanına birkaç modernizasyon paketi de alırsanız seviniriz,” dedi. Biz de “Olsun, kredi kartına taksit yaparlar artık,” mantığıyla imzayı attık. Sepete: 40 adet F-16 ve modernizasyon kitleri. Not: “Komşuya mesaj olsun, biz hâlâ NATO’nun en gözde müşterisiyiz!”

Derken, İngiltere’ye geçtik. “Bize biraz ‘hava’ lazım, biraz da ‘deniz’,” dedik. İngilizler, zarif ve sakin, “Buyrun efendim, istediğiniz hava mı? Size 5. nesil savaş uçağı projesinde ortaklık teklif edelim. Eurofighter Typhoon’ları da unutmayalım,” dediler. Hemen “Kartımız aynı, puan biriktiriyoruz,” dedik. Deniz kısmında ise “Hani şu Type 23 fırkateynleriniz vardı, onlardan alsak?” diye sorduk. “Tabii, ama yanına birkaç fırkateyn inşa teknolojisi de alırsanız, süper olur,” cevabını aldık. Sepete: 5. nesil savaş uçağı iş birliği, Eurofighter Typhoon temini, ve Type 23 fırkateynleri. Not: “Artık Manş Denizi’nde de görüşürüz!”

Peki, bu alışveriş çılgınlığı ne anlama geliyor? Dış politikada “stratejik denge” mi, yoksa “kartları gösterme” telaşı mı? Bilemiyorum. Ancak şu var ki, “alışverişte görünmek”, bazen gerçek ihtiyaçtan çok, “bakın, ben de hâlâ buradayım” deme şekli olabiliyor. Sanki dünya siyasetinin AVM’sinde, vitrinlere bakıp, “Biz de alabiliriz,” der gibi bir hava var.

Sonuç olarak, bu alışverişlerin faturası sadece dolar veya sterlin cinsinden değil. Yerli savunma sanayii projelerine etkisi, teknoloji transferinin samimiyeti ve en önemlisi, bu silahların asla kullanılmaması ümidiyle... Umarım bu “alışveriş” sadece vitrinde kalır ve gerçek ihtiyaç haline gelmez.

Velhasıl, “Dostlar, bizi alışverişte görsün” deyiminin uluslararası versiyonunu yaşıyoruz laf olsun torba dolsun. Sepet dolu, kart limiti zorlanıyor. Umuyoruz ki bu kabarık fatura zam olarak halka ödetilmez.