Sosyal medya çürümüşlüğü denilen linç kültürünün son kurbanı; Arslanlar Gıda

Bir işletme düşünün… Yıllarını vermiş, emekle kurulmuş, istihdam sağlamış, vergisini ödemiş, bulunduğu şehre değer katmış. Şimdi o işletme, sosyal medyada ortaya atılan iddialar nedeniyle hedef tahtasına oturtulmuş, karalanmış, itibarsızlaştırılmış durumda. Yargı kararı yok. Delil yok. Soruşturma bile yok. Ama infaz ve linç çoktan gerçekleşmiş.

Bu ülkede bir süredir mahkemeler sokaklara, savcılıklar sosyal medya hesaplarına, kararlar da Twitter, İnstagram etiketlerine taşındı. Öyle ki, artık birilerini karalamak için belgeye değil, birkaç organize paylaşım yeterli oluyor. Konu bir Türk firması -ki bu bir Alanya firması- olunca ne kadar da güçleniveriyoruz bu konuda.

İşte buna yargısız infaz, linç kültürü diyoruz. Ve daha da acısı şu: Sorgulamadan inanıyoruz, inanıyoruz çünkü inandığımız bir sistem bunu bize inandırıyor..

Arslanlar Gıda... Alanya'da 40 yılı aşkın bir süredir vatandaşa hizmet eden, binlerce haneye ekmek götüren, istihdam sağlayan, alın teriyle ayakta duran bir firma. Aynı zamanda turizm sektörünün de bölgemizdeki önemli bir gıda tedarikçisi. Bugün o firma, sosyal medyada başlatılan bir linç kampanyasının hedefinde. Dayanağı olmayan iddialarla, belgeye dayanmayan suçlamalarla ve 'organize şekilde' yürütüldüğü izlenimi veren bir karalama çalışmasıyla Arslanlar Gıda, itibarsızlaştırılmak isteniyor. Hatta bu konuda biraz daha detaylı araştırma yapınca, konunun itibarsızlaştırmaktan öte batırılmak istendiği algısına kapılıyorsunuz. Peki nasıl!

Burada duralım.

Bu ülkede artık birini yok etmek için hukuki delile gerek kalmadı. Mahkemelere, savcılıklara, bilirkişilere ihtiyaç duyulmuyor. Birkaç sosyal medya paylaşımı, birkaç sanal trol hesabın organize saldırısı ve sonra sessizlik.. Ve bu fırtına öncesi sessizlin ardından haksız ve hukuksuz, dev bir yıkım geliyor.

Anayasal İhlal; 'Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulmasını ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin, iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olmasını ifade eder ' Bu durumda kolluk kuvvetiyle özel mülkle girilip görüntü alınırken ve olaylar zinciri adeta bir sosyal medya şovuna dönüştürülürken Anayasanın 36. Maddesi Adil Yargılanma Hakkı', aramalar aşamasında mülk ve işletme sahibi operasyon kapsamında dışarı atılarak ihlal edilmemiş midir.

Peki nerede bu adalet?

Adaleti aramadan önce kamuoyunca bilinen 'Köfteci Yusuf' ve 'Dost Yoğurtları' olayını hatırlamakta yarar var; Bu iki olayda da benzer şekilde çalışanların ve yerel işletmelerin yanlışları markanın kurumsal kimliğine mal edilmiş ve büyük bir karalama kampanyası başlatılmıştı. Sonuç; Bütün ülke 'Türk işletmelere sahip çıkalım' diyerek kısmen hatadan döndü.

BAŞKANIN 'GIDA HASSASİYETİ' TAKDİR TOPLUYOR

Büyümeye başlayan, bölgesel anlamda sektörde söz sahibi olan Türk Firması anında infaz celladı denilen sosyal medyanın önüne itiliyor. Şunu belirtmeden geçemeyiz; Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik'in insanların sağlığıyla oynayan firmalara karşı tutumu kamuoyunda takdir ve beğeniyle alkışlanıyor. Bundan sonra da böyle olması bekleniyor... Ancak bu tutumu adil ve hukuk çerçevesinde olduğu sürece destek görecektir. Bu tür uygulamalarda şüpheye yer verilmemesi beklenir.

'OLAYIN İÇ YÜZÜ FARKLI OLABİLİR'

Son olaydaki duyum bazı şüpheleri ortaya koyuyor ki; 'Arslanlar Gıda' olayının iç yüzü biraz farklı görünüyor. Geçtiğimiz yıllarda burada çalışan ancak işten çıkarılan bazı kişilerin 'kumpasları' olayı farklı bir boyuta taşımış gibi görünüyor...  Alanya Belediyesi'nin afişe ettiği görüntülerdeki etiket basım makinesi yeni kurulan depolarda kilitli bölümde bulundu. Hiçbir etiketleme faaliyeti ve değiştirilmiş etiket de görüntülerde yoktu, suçüstü yoktu. Sosyal medyada dolaştığı iddia edilen bir görüntüde 'firma sahibinin bilgisi dışında' kahkaha ve neşeli tavırlarla bazı eski çalışanların 'SKT' tarihlerini değiştirdiği anlar kayda alınmış. Bu kayıt daha sonra rakip bir firma tarafından sosyal medyada yayınlanmış ve devamında bu aşamaya kadar gelinmiş. Bundan sonra kalemin kırılıp kırılmayacağı Alanya Belediyesi ve yargı sürecinin sonunda netlik kazanacak. O kalem ya kırılacak ya da bir uyarı cezası verilecek. Her iki ihtimalde de bu operasyon kısmen de olsa vicdanlarda bazı soru işaretlerini beraberinde getiriyor. 

Sosyal medya çürümüşlüğü denilen linç kültürünün son kurbanı; Arslanlar Gıda

Arslanlar Gıda'nın Alanya'da kurduğu yaklaşık 100 milyon liralık dev yatırım; Bölge turizminin gıda ihtiyacının büyük bir kesimini karşılıyor. Toptan gıda sektöründe söz sahibi olan firmanın yüzde yüz Alanya sermayesi ile 1985 yılından bu güne iki ortaklı olarak hizmet verdiği biliniyor

Her yıl Alanya ekonomisine yüz milyonlarca lira katkı sağlayan Arslanlar Gıda gibi onlarca işletme, bu topraklarda yıllarca istihdam yarattı. Vergi verdi. Üretim yaptı. Kimseye el açmadan, devletten bir şey talep etmeden ayakta kalmaya çalıştı. Ama bugün, bir iftirayla, bir tweet zinciriyle, her şeyin silinmesi bu kadar kolay mı?

Hata yapan, halkın sağlığıyla oynayanlar cezasız kalmasın. Ancak hataya, yıkıcı derecede hata yaparak karşılık vermek yıkım getirmekten ve şehrimize zarar vermekten başka bir işe yaramaz. Taraflar oturmalı, Alanyalı Alanyalının elinden tutmalı.Birliğimizi korumalıyız.

Bir sosyal medya çürümüşlüğü haline gelen bu linç kültürü, sadece bir işyerini değil, toplumun tüm vicdanını hedef alır. Bugün Arslanlar Gıda hedefte olabilir. Yarın siz, biz, bir doktor, bir gazeteci, bir öğretmen. Herkes bu linç düzeninin kurbanı olabilir. Yamaç paraşütleri olayları ve ruhsatsız, kaçak işyerlerinin mühürlenme aşamasında başta Osman Başkan bu linçten nasibini almadı mı? Çöpü doldurup arkadan dolaşan bir kişinin yine kendi çöpünün görüntüsünü alarak 'Nerede bu Belediye' paylaşımı yaptığı anlar da hafızalarımızda.. 

Halk adalet istiyor. Hukuk karşısında eşitlik istiyor. Sosyal medya mahkemelerinde değil, gerçek mahkemelerde yargılanma ve düzen istiyor artık. Bir işletmenin yılların emeğiyle kurduğu itibar, üç beş klavye delikanlısının linç kampanyasıyla yok edilmemeli.

Arslanlar Gıda gibi pek çok işletme bu linç sisteminden muzdarip. Ama bu sessizlik, bu körlük, bu vurdumduymazlık sürdükçe, adalet değil kaos büyür.

Bilmeliyiz ki, gerçek üreticiyi, esnafı, halkı korumayan her iktidar gün gelir kendi çöküşünü hazırlar. Belediye; tarafsız, koruyucu ve adil olmalı. Aksi halde linç edilen sadece işletmeler değil, bu şehrin ekonomisi, turizmi, geleceğidir. 

Unutmayalım: Bugün iftira yiyen siz değilseniz, sadece sıranız gelmemiştir.. Bugün Arslanlar Gıda’ya iftira atıldığını değerlendirirsek, yarın başkasına saldıracaklardır. Bu döngüyü ancak adalet ve cesaretle kırabiliriz.