Turizm Master Planı gerekçesiyle Antalya'ya giden Alanya heyetinin verdiği fotoğraf karesi halk iradesini sorgulattı. 2023 yılında Alanya'ya ziyarete gelen Antalya Valisi Hulisi Şahin, dönemin belediye başkanı Adem Murat Yücel'i makamında ziyaret etmişti. Sadece bir yıl sonra yine Alanya'ya gelen Vali Şahin 74 yıl sonra Alanya Belediyesi'ni kazanan CHP'nin Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik'i ziyaret etmeyi tercih etmedi, es geçti. Bu ziyaretinde Vali Şahin Kale'deki Süleymaniye Camisi avlusunda yapılan tuvaletlerin genişletilmesini de içeren ıslak hacim çalışmalarını denetledi. Başkan Özçelik de Kale'ye giderek Vali Şahin'in denetimlerine eşlik etti.
Bir Kez Daha Es Geçildi
Son olarak 15 Nis 2025 tarihinde Antalya Gastronomi Platformu toplantısı için eşiyle birlikte Alanya'ya gelen Vali Şahin, CHP'li Alanya Belediyesini yine es geçip, Alanya'da 'Esma Aba Ev Yemekleri' olarak anılan Esma Hanım'ın Yeri isimli yöresel lokantaya giderek geniş katılımlı 'leziz' bir toplantı gerçekleştirdi. Duyumlarıma göre 175 bin geçerli Alanya seçmeninin neredeyse 80 binini alarak tarih yazan Osman Tarık Özçelik davet bile edilmedi; Neredeyse bütün Alanya erkânı oradaydı ama, halkın iradesi yoktu.
Demokrasinin en temel ilkelerinden biri, halkın iradesinin üzerinde başka bir irade olmamasıdır. Belediye başkanları, milletin oylarıyla seçilir. Dolayısıyla onların meşruiyeti doğrudan halktan gelir. Peki, bu kadar güçlü bir demokratik temsile sahip olan bir makamın, atanmış bir memurun emrine girmesi ne kadar doğru ve etik olabilir?
Seçilmiş bir belediye başkanı, sadece kendi şahsını değil; onu seçen binlerce, hatta milyonlarca vatandaşın iradesini temsil eder. Bir memurun görevi ise devlet mekanizmasının düzenini sağlamak, yasa ve yönetmelikler çerçevesinde işlerin yürümesini temin etmektir. Bu ikisi arasındaki ilişki, “hizmette koordinasyon” olabilir; ancak kesinlikle “üst–ast” ilişkisi şeklinde tasarlanmamalı. Çünkü böyle bir durum, halkın oyuna saygısızlık anlamına gelir.
Fikrimce bir memurun, halkın seçtiği kişiye “emir/talimat” verebilmesi, demokrasinin özüne aykırıdır. Çünkü burada sadece bir kişi değil, onu seçen halkın iradesi küçümsenmiş olmakta.
Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir
Türkiye Cumhuriyeti’nin en güçlü temel taşı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün o sarsılmaz sözüyle belirlenmiştir: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Eğer egemenlik millete aitse, milletin oylarıyla seçilmiş bir makamın üzerinde başka bir otorite düşünülemez. Protokolde de, uygulamada da bu gerçeğin göz ardı edilmesi, hem demokrasiye gölge düşürür hem de milletin iradesini hiçe saymak anlamına gelir.
Protokol Tartışmaları
Bugün pek çok şehirde, resmi törenlerde veya protokol sıralamalarında seçilmiş belediye başkanının, atanmış bir memurun gerisinde yer alması zaman zaman tartışmalara neden oluyor. Oysa bu sıralama sadece “şekli” bir mesele değil; halkın iradesine verilen değerin bir göstergesidir. Seçilmiş bir belediye başkanının, atanmış bir vali yardımcısının, kaymakamın veya başka bir bürokratın arkasında yer alması, aslında “milletin oyunun ikinci plana atılması” anlamına gelir.
Çözüm Nettir
Çözüm nettir: Halkın oyuyla gelen seçilmiş kişiler, protokolde de, görev anlayışında da, atanmışların önünde olmalıdır. Bu durum kişisel bir ayrıcalık değil, milletin iradesine gösterilen saygıdır. Atanmış memurlar ile seçilmiş yöneticiler arasında işbirliği ve uyum elbette şarttır; fakat bu uyum asla seçilmişi küçülten bir ast-üst ilişkisiyle değil, eşitlik ve saygı temelinde yürütülmelidir.