Bu Alanya'nın doğasına ve turizmin kalbine saplanmış bir hançerdir. Net.
Akdeniz’in kıyısına kurulmuş, devasa boru hatları ve tanker iskelesiyle denizin tam ortasına “montelenen” bu ucube doğal gaz dolum tesisi, sadece bir endüstriyel yapı değil; aynı zamanda bölgenin ekolojik, ekonomik, turistik ve toplumsal dokusuna saplanan zehirli bir hançerdir. Ne yazık ki, yıllardır artan kapasite taleplerine ses çıkarmayan yetkililer, temiz deniz, doğa ve turizmle geçinen bölgenin geleceğini hiçe sayıyor.
Sadece 3 başlıkta bile yarın oradan kaldırılması gerektiği anlayabiliyoruz. Şöyle;
1- Caretta Caretta’lara Kapalı Kumsallar
Nesli hala tehlike altında olan sevimli dostlarımız caretta caretta’lar, bu kıyılarda yuva kurmak için bin bir zahmetle seçtikleri kumlara geri dönemiyor. Tankerlerin sürekli gürültüsü, ışık kirliliği, ayışığıyla bembeyaz olması gereken sahiller, oralara kurulan sokak lambaları, gemiler ve tesisten yansıyan ışıklar nedeniyle kamlumbağalar için kumsal özelliğini yitiriyor. Tesis ve etkileri kaplumbağaların yüzeye çıkış ve yumurta bırakma ritüellerini darmadağın etmiş durumda. Her yıl onlarca dişi kaplumbağanın yumurtalarını bırakması gereken alan, beton kolonlar ve boru hatlarıyla çevrili sulara terk edildi. Sessiz sedasız gerçekleştirilen bu ilkel kıyımın faturası, masum carettaların yaşam hakkıyla ödeniyor. Bölge sakinlerinin gözlemlerine göre tesis kurulmadan önce bu sahillerde çok daha fazla kaplumbağa popülasyonu görülüyordu.
2- Turizmin Utancı dev tankerlerin geçişleri
Yıllardır “turizm cenneti” diye pazarladığımız bu sahiller, bu deniz bugün dip dibe demir atmış LPG tankerlerinin gölgesinde. Artık güneş açıklardaki dalgaların köpüklerinde değil, gemilerin demir gövdesinde yansıyor. Martıların sesleri yerine dev gemileri motor sesleri var. Son 40 yıl içinde betonlaşan Alanya'da geriye ne kaldı; Temiz deniz!. Turisti, sadece “mavi yolculuk” değil; temiz plaj ve sakin koy beklentisi de cezbettiği için getirebiliyoruz. Bir otelcinin fotoğraf ve video çeken bir turist ailenin paylaştığı görüntülerde arka plandaki dolum tesisi eleştiriliyordu. Denizin, doğanın ortasına saplanmış bir 'şey'.
3- Deniz içinde neler yaşanıyor?
Bu tesisin deniz tabanına inşa ettiği iskele ayakları, kabloları ve boru hatları, kıyı şeridini bütünüyle bölerek denizaltı ekosistemine zarar veriyor. Bu yapılarla denizin doğal akıntısı bozulmakta. 'Mikro-habitat' denilen sualtı mağaraları, küçük balık sürüleri ve tüm kabuklu canlılar için yaşam alanı olmaktan çıkıyor. Suyun bulanıklığı artıyor.. Bilinen bu tahribatın yanında araştırma yapılarak ortaya çıkması muhtemel bir çok zararın ortaya koyacağı bu acı tablo, yalnızca “hafif etkilenmiş” bir sahil değil; tam anlamıyla fiili bir çevre katliamı değil midir? 1997-2000 yılları arasında Alanya Galip Dere Plajı Gazipaşa Aydap SAhili arasında hobi amaçlı dalış yapan birisiyim; Bu yıllar adasında sahilden yaklaşık 100-150 metre mesafede deniz tabanında deniz yıldızları, vatoz, yengeç, ahtapot, kabuklu deniz canlıları ve çeşitli balık türleriyle karşılaşırdım. Geçtiğimiz yaz sezonu boyunca farklı zamanlarda aynı mesafede tabanda hiçbir deniz canlısıyla karşılaşamamak vicdanımı yaralayan bir durum oldu. Böyle devam ederse caretta caretta'lar da kıyılarımızı terk edecekler.
TÜM ALANYA TEK YUMRUK
Birçok konuda fikir ayrılığı olan Alanya siyasi çevreleri, STK'lar, ve tüm halk bu noktada aynı görüş altında birleşirken, siyasi irade ise ya gözlerini kapatmış ya da rant hesaplarına gömülmüş durumda. Bu projeye onay veren bürokratlar, doğrudan halkın sağlığını, çevrenin sürekliliğini ve bölgenin acınası durumdaki turizm kalkınmasını hiçe saydı. GEçmiş dönem yerel yönetimler de “görünürde” karşı çıkarken, fiiliyattaki sessizlikleriyle projenin bu aşamaya gelmesine karşı durmadı-duramadı. Bu geçmiş ikiyüzlülük, yarınlarımıza daha da pahalıy apatlayacak gibi görünüyor.
Çözüm Mü?
Artık “proje iptali” veya kapasite arttırımı da değil, var olanın derhal sökülmesi, sahilin yeniden eski haline kazandırılması; yoğun denetim mekanizmalarıyla bir daha böylesi felaketlere izin verilmeyeceğinin teminat altına alınması gerekiyor. Başta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrımız şudur: Turizme kan kusturmak değil, korumakla mükellefsiniz. İnsanların, geleceğin yok sayıdığı, tabiatı hiçe sayılmış bu sahillerin asıl ve doğal sahipleri olan caretta caretta’ya bile yuva vermeyen bir sahil, insanlığın hafızasında yalnızca utançla yer alır. Dünyada eşi benzeri ancak sömürge devletlerinde görülebilecek olan bu utancı biz yaşıyoruz, sizi bilmiyoruz; Utanıyor musunuz!
Geç kalınmış değil ,bir toprak veya bir deniz onarılabilir. Kaybolan doğa sevgisi ve itibarı asla geri gelmez. Vebal altında kalmadan, bugün değilse ne zaman.
Saygıyla..